İngilizcede Yer Edatları Konu Anlatımı, Listesi, Kullanımı ve Örnek Cümleler
İngilizcede “Prepositions of Place” olarak adlandırılan yer edatları, nesnelerin veya kişilerin bulundukları konumu, yönü ve birbirlerine göre pozisyonlarını tarif etmek için hayati öneme sahiptir. Günlük dilde ve yazışmalarda sıkça başvurduğumuz bu yapılar, “Nerede?” sorusuna net bir yanıt vermemizi sağlar. “In, on, under, next to” gibi temel kelimeler, mekansal ilişkileri kurarak iletişimin daha anlaşılır ve akıcı olmasına yardımcı olur. Bu rehberde, yer edatlarının ne anlama geldiğini ve cümle içinde nasıl doğru kullanıldığını inceleyeceğiz.İngilizce Yer Edatları Listesi Türkçeleri ve Kullanımları
Yer edatları, bir varlığın konumunu tanımlarken dilin yapı taşlarını oluşturur. Mesafe, yön ve yer bildiren bu kelimeler, kullanım alanlarına göre cümleye farklı anlamlar katar. İngilizcede en sık kullanılan yer edatları ve bunların cümle içindeki kullanımları şöyledir:1. In (İçinde) Bir nesnenin kapalı bir alanın veya sınırları belli bir yerin içinde olduğunu belirtir.
I left my keys in the car. (Anahtarlarımı arabada bıraktım.)
The cookies are in the jar. (Kurabiyeler kavanozun içinde.)
He is in the kitchen. (O, mutfakta.)
2. On (Üstünde) Bir nesnenin bir yüzeyin üzerinde (temas ederek) durduğunu belirtir.
The picture is on the wall. (Resim duvarda.)
There is a cup on the table. (Masada bir fincan var.)
The book is on the shelf. (Kitap rafın üstünde.)
3. Near (Yakınında) Bir şeyin diğerine mesafe olarak yakın olduğunu ifade eder.
The school is near my house. (Okul, evime yakın.)
I live near the park. (Parkın yakınında yaşıyorum.)
The supermarket is near the pharmacy. (Süpermarket, eczanenin yakınında.)
4. Under (Altında) Bir nesnenin başka bir nesnenin alt kısmında kaldığını gösterir.
The shoes are under the bed. (Ayakkabılar yatağın altında.)
The cat is hiding under the couch. (Kedi, kanepenin altında saklanıyor.)
The documents are under the chair. (Belgeler sandalyenin altında.)
5. Between (Arasında) Bir nesnenin iki ayrı şeyin ortasında bulunduğunu belirtir.
The ball is between the two chairs. (Top, iki sandalyenin arasında.)
The coffee shop is between the bank and the bookstore. (Kafedeki dükkân, banka ile kitapçının arasında.)
There is a garden between the houses. (Evlerin arasında bir bahçe var.)
6. Next to (Yanında) Bitişiğinde, hemen yanında olma durumunu ifade eder.
She is sitting next to me. (O, benim yanımda oturuyor.)
The restaurant is next to the cinema. (Restoran, sinemanın yanında.)
My office is next to the library. (Ofisim, kütüphanenin yanında.)
7. In front of (Önünde) Bir nesnenin diğerinin ön tarafında yer aldığını belirtir.
There is a park in front of my house. (Evimin önünde bir park var.)
The car is parked in front of the store. (Araba, mağazanın önünde park etmiş.)
The bus stop is in front of the school. (Otobüs durağı okulun önünde.)
8. Behind (Arkasında) Bir nesnenin diğerinin arka tarafında kaldığını gösterir.
The dog is behind the house. (Köpek, evin arkasında.)
There is a school behind the mall. (Alışveriş merkezinin arkasında bir okul var.)
The playground is behind the building. (Oyun alanı binanın arkasında.)
9. Over (Üstünde, üzerinden) Temas etmeden üzerinde olma veya üzerinden geçme durumunu anlatır.
The bird is flying over the lake. (Kuş gölün üzerinden uçuyor.)
There is a bridge over the river. (Nehir üzerinde bir köprü var.)
The picture is hanging over the fireplace. (Resim şöminenin üzerinde asılı.)
10. At (Bir yerde, belli bir noktada) Genel olarak bulunulan yeri veya belirli bir noktayı ifade eder.
She is at the door. (O, kapıda.)
They are at the restaurant. (Onlar restoranda.)
I am at work now. (Şu anda işteyim.)
11. By (Yanında, yakınında) “Next to” veya “near” gibi yakınlık bildirir, genelde “kıyısında, başında” anlamı verir.
The book is by the window. (Kitap pencerenin yanında.)
He sat by the fire. (O, ateşin yanında oturdu.)
The dog sleeps by the door. (Köpek kapının yanında uyur.)
12. Along (Boyunca) Bir çizgi veya yol boyunca hareket etmeyi veya konumlanmayı belirtir.
We walked along the beach. (Plaj boyunca yürüdük.)
There is a path along the river. (Nehir boyunca bir patika var.)
She jogs along the park every morning. (O, her sabah park boyunca koşar.)
İngilizce İn Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“In” edatı, İngilizcede en sık karşılaşılan yapılardan biridir ve temel olarak bir şeyin sınırları belli bir alanın “içerisinde” olduğunu anlatır. Ülkeler, şehirler, mahalleler gibi coğrafi alanlarda; odalar, binalar, kapalı kaplar gibi fiziksel mekanlarda kullanılır. Aynı zamanda aylar, yıllar, mevsimler gibi uzun zaman dilimlerini belirtirken de bu edata başvurulur.
My phone is in my pocket. (Telefonum cebimde.)
There is a lot of sugar in this tea. (Bu çayda çok şeker var.)
He lives in London. (O, Londra’da yaşıyor.)
We will go to Italy in the summer. (Yazın İtalya’ya gideceğiz.)
The students are in the classroom. (Öğrenciler sınıfta.)
I read it in the newspaper. (Bunu gazetede okudum.)
There are clouds in the sky. (Gökyüzünde bulutlar var.)
She was born in July. (O, Temmuz ayında doğdu.)
Please wait in the car. (Lütfen arabanın içinde bekle.)
Do you believe in miracles? (Mucizelere inanır mısın?)
The fish are swimming in the aquarium. (Balıklar akvaryumda yüzüyor.)
He is currently in the hospital. (O şu anda hastanede.)
I left my wallet in the bag. (Cüzdanımı çantada bıraktım.)
They are working in the garden. (Onlar bahçede çalışıyorlar.)
We live in a small village. (Küçük bir köyde yaşıyoruz.)
İngilizce On Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“On” edatı, bir nesnenin başka bir yüzeye temas ederek “üzerinde” durduğunu belirtmek için kullanılır. Masa, duvar, zemin gibi yüzeylerin yanı sıra; elektronik cihaz ekranları (televizyon, bilgisayar), toplu taşıma araçları (otobüs, gemi) ve haftanın günleri için de “on” kullanılır.
Your laptop is on the desk. (Dizüstü bilgisayarın masanın üzerinde.)
There is a spider on the ceiling. (Tavanda bir örümcek var.)
I saw the news on TV. (Haberleri televizyonda gördüm.)
She is on the bus right now. (O şu an otobüste.)
The meeting is on Tuesday. (Toplantı Salı günü.)
Write your name on the paper. (Kağıda ismini yaz.)
Don’t walk on the grass. (Çimlerin üzerinde yürüme.)
There is a scratch on the screen. (Ekranın üzerinde bir çizik var.)
He has a hat on his head. (Kafasında bir şapka var.)
My apartment is on the second floor. (Dairem ikinci katta.)
See you on my birthday. (Doğum günümde görüşürüz.)
The food is on the plate. (Yemek tabağın üstünde.)
Hang your coat on the hook. (Ceketini kancaya as.)
There is a map on the wall. (Duvarda bir harita var.)
He is on a plane to Paris. (O, Paris uçağında.)
İngilizce Near Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“Near” edatı, mesafe olarak kısalığı, yani “yakınlık” durumunu ifade eder. Bir nesnenin, kişinin veya yerin diğerine fiziksel olarak uzak olmadığını anlatmak için kullanılır. “Close to” ile eş anlamlıdır ve civarında, yöresinde gibi anlamlar katar.Is there a bank near here? (Buraya yakın bir banka var mı?)
Don’t sit near the door, it’s cold. (Kapının yakınına oturma, soğuk.)
My office is near the city center. (Ofisim şehir merkezine yakın.)
They live near the airport. (Onlar havaalanının yakınında yaşıyor.)
The cat is standing near the fire. (Kedi ateşin yakınında duruyor.)
Is your school near your home? (Okulun evine yakın mı?)
We parked the car near the entrance. (Arabayı girişin yakınına park ettik.)
There is a gas station near the bridge. (Köprünün yakınında bir benzin istasyonu var.)
Stay near me. (Benim yakınımda dur.)
The hotel is located near the sea. (Otel denizin yakınında konumlanmış.)
Don’t go near that dog. (O köpeğin yakınına gitme.)
There are no trees near the house. (Evin yakınında hiç ağaç yok.)
My chair is near the window. (Sandalye pencereye yakın.)
We are getting near the destination. (Varış noktasına yaklaşıyoruz.)
The museum is near the old library. (Müze eski kütüphanenin yakınında.)
İngilizce Under Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“Under” edatı, bir şeyin diğerinin fiziksel olarak “altında” veya aşağısında kaldığını belirtir. Sadece fiziksel konum değil, bazen bir yönetim, etki veya baskı altında olma durumlarını ifade etmek için de mecazi olarak kullanılabilir.The ball rolled under the sofa. (Top kanepenin altına yuvarlandı.)
We sat under a big umbrella. (Büyük bir şemsiyenin altında oturduk.)
Your bag is under the table. (Çantan masanın altında.)
The mechanic is working under the car. (Tamirci arabanın altında çalışıyor.)
There is a monster under my bed. (Yatağımın altında bir canavar var.)
Boats pass under the bridge. (Tekneler köprünün altından geçer.)
Don’t stand under the ladder. (Merdivenin altında durma.)
He is hiding under the blanket. (Battaniyenin altına saklanıyor.)
The village is under water after the rain. (Yağmurdan sonra köy sular altında.)
Everything is under control. (Her şey kontrol altında.)
Write your name under the line. (Çizginin altına ismini yaz.)
The cat slept under the chair. (Kedi sandalyenin altında uyudu.)
We had a picnic under the trees. (Ağaçların altında piknik yaptık.)
Minerals are found under the ground. (Mineraller yerin altında bulunur.)
He swam under the surface. (Yüzeyin altında yüzdü.)
İngilizce Between Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“Between” edatı, iki ayrı nesne, kişi veya nokta arasındaki konumu belirtmek için kullanılır. Genellikle “and” bağlacı ile birlikte kullanılarak “X ile Y arasında” yapısını oluşturur. Sadece fiziksel mesafe değil, iki seçenek arasındaki karar süreçlerinde veya zaman dilimlerinde de kullanılır.
I am sitting between Tom and Jerry. (Tom ve Jerry’nin arasında oturuyorum.)
The flight is between London and Paris. (Uçuş Londra ve Paris arasında.)
There is a secret between us. (Aramızda bir sır var.)
The shop is closed between 12 and 1 PM. (Dükkan saat 12 ile 1 arasında kapalı.)
Can you tell the difference between these two colors? (Bu iki renk arasındaki farkı söyleyebilir misin?)
My house is between the bakery and the butcher. (Evim fırın ile kasabın arasında.)
Choose a number between one and ten. (Bir ile on arasında bir sayı seç.)
The relationship between them is very strong. (Onların arasındaki ilişki çok güçlü.)
Put the table between the sofas. (Masayı kanepelerin arasına koy.)
The border between the two countries is closed. (İki ülke arasındaki sınır kapalı.)
I have a break between classes. (Dersler arasında bir molam var.)
There is a wall between the gardens. (Bahçelerin arasında bir duvar var.)
He stood between the goalposts. (Kale direklerinin arasında durdu.)
Share the cake between the two of you. (Pastayı ikinizin arasında paylaşın.)
The sun came out between the clouds. (Güneş bulutların arasından çıktı.)
İngilizce Next to Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“Next to” edatı, bitişikliği, yani “hemen yanında” olma durumunu ifade eder. İki nesne arasında belirgin bir mesafe olmadığını, yan yana durduklarını anlatmak için kullanılır. “Beside” kelimesiyle benzer anlam taşır.
Who is sitting next to you? (Yanında kim oturuyor?)
Put your bag next to mine. (Çantanı benimkinin yanına koy.)
The hotel is right next to the beach. (Otel plajın hemen yanında.)
Stand next to your brother for the photo. (Fotoğraf için kardeşinin yanında dur.)
There is a pharmacy next to the hospital. (Hastanenin yanında bir eczane var.)
My phone was lying next to the remote. (Telefonum kumandanın yanında duruyordu.)
He built a garage next to his house. (Evinin yanına bir garaj inşa etti.)
Can I sit next to the window? (Pencerenin yanına oturabilir miyim?)
The lamp is next to the bed. (Lamba yatağın yanında.)
The spoon is next to the knife. (Kaşık bıçağın yanında.)
We live next to a noisy park. (Gürültülü bir parkın yanında yaşıyoruz.)
Don’t park next to the fire hydrant. (Yangın musluğunun yanına park etme.)
The cafe is next to the bookstore. (Kafe kitapçının yanında.)
She stood next to the car waiting. (Arabanın yanında bekleyerek durdu.)
The key is next to the vase. (Anahtar vazonun yanında.)
İngilizce İn Front of Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“In front of”, bir şeyin diğerinin “ön tarafında” yer aldığını belirtir. Yüz yüze bakma durumu olabileceği gibi, sıralamada önde olmayı veya bir binanın giriş kısmında bulunmayı da ifade edebilir. “Opposite” (karşısında) ile karıştırılmamalıdır; “in front of” doğrudan önünde durmayı anlatır.
Don’t park in front of the garage. (Garajın önüne park etme.)
There is a big tree in front of the window. (Pencerenin önünde büyük bir ağaç var.)
He is nervous about speaking in front of people. (İnsanların önünde konuşmaktan dolayı gergin.)
The bus stopped in front of the school. (Otobüs okulun önünde durdu.)
We are waiting in front of the cinema. (Sinemanın önünde bekliyoruz.)
There is a queue in front of the store. (Mağazanın önünde bir kuyruk var.)
The taxi is waiting in front of the hotel. (Taksi otelin önünde bekliyor.)
Please sign your name in front of the witness. (Lütfen şahidin önünde ismini imzala.)
A cat ran in front of my car. (Arabamın önünden bir kedi koştu.)
The garden in front of the house is beautiful. (Evin önündeki bahçe çok güzel.)
She sat in front of the computer all day. (Bütün gün bilgisayarın önünde oturdu.)
The conductor stands in front of the orchestra. (Şef, orkestranın önünde durur.)
Don’t stand in front of the TV. (Televizyonun önünde durma.)
There is a fountain in front of the palace. (Sarayın önünde bir çeşme var.)
I dropped my keys in front of the door. (Anahtarlarımı kapının önünde düşürdüm.)
İngilizce Behind Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“Behind”, bir nesnenin diğerinin “arkasında” veya gerisinde kaldığını anlatır. Görünmeyen bir noktada olmayı, saklanmayı veya sıralamada geride kalmayı ifade etmek için kullanılır. Mecazi olarak “geçmişte kalmak” veya “desteklemek” (arkasında durmak) anlamlarında da kullanılabilir.
The sun disappeared behind the clouds. (Güneş bulutların arkasında kayboldu.)
Who is standing behind me? (Arkamda kim duruyor?)
The garden is behind the house. (Bahçe evin arkasında.)
I left my umbrella behind the door. (Şemsiyemi kapının arkasında bıraktım.)
The thief hid behind the wall. (Hırsız duvarın arkasına saklandı.)
Look behind you! (Arkana bak!)
The car park is behind the building. (Otopark binanın arkasında.)
He is walking behind the group. (Grubun arkasından yürüyor.)
There is a forest behind the hills. (Tepelerin arkasında bir orman var.)
Don’t leave anyone behind. (Kimseyi arkada bırakma.)
The cat is hiding behind the curtains. (Kedi perdelerin arkasına saklanıyor.)
I found this photo behind the frame. (Bu fotoğrafı çerçevenin arkasında buldum.)
The garbage cans are behind the restaurant. (Çöp kutuları restoranın arkasında.)
Stay behind the yellow line. (Sarı çizginin arkasında dur.)
The moon is behind the mountain. (Ay dağın arkasında.)
İngilizce Over Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“Over”, temas etmeden “üzerinde” durmayı veya bir uçtan diğer uca “üzerinden” geçmeyi ifade eder. “On” edatından farkı, genellikle temasın olmamasıdır. Ayrıca sayısal olarak “fazla” (over 50 people) veya bir olayın “bitmesi” (game is over) anlamlarına da gelebilir.
The plane flew over the city. (Uçak şehrin üzerinden uçtu.)
Can you jump over the fence? (Çitin üzerinden atlayabilir misin?)
Put a blanket over the baby. (Bebeğin üzerine bir battaniye ört.)
There is a bridge over the canal. (Kanalın üzerinde bir köprü var.)
A rainbow appeared over the hill. (Tepenin üzerinde bir gökkuşağı belirdi.)
He spilled coffee over his shirt. (Gömleğinin üzerine kahve döktü.)
The sign hangs over the door. (Tabela kapının üzerinde asılı.)
We climbed over the wall. (Duvarın üzerinden tırmandık.)
Clouds are gathering over the sea. (Denizin üzerinde bulutlar toplanıyor.)
The helicopter hovered over the house. (Helikopter evin üzerinde havada asılı kaldı.)
She wore a jacket over her dress. (Elbisesinin üzerine bir ceket giydi.)
Look over the top of the page. (Sayfanın üst kısmına bak.)
The ball went over the net. (Top filenin üzerinden geçti.)
There is fog over the lake. (Gölün üzerinde sis var.)
Don’t trip over the cable. (Kablonun üzerinden geçerken takılma.)
İngilizce At Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“At”, genel bir alanın içinden ziyade, “belirli bir noktayı” veya konumu işaret eder. Adreslerde, etkinliklerde (at the party) veya durak, kapı, masa gibi spesifik noktalarda bulunma durumlarında kullanılır. Ayrıca saatleri belirtirken (at 5 o’clock) vazgeçilmezdir.
Turn left at the traffic lights. (Trafik ışıklarında sola dön.)
We are staying at home tonight. (Bu gece evde kalıyoruz.)
See you at 9 o’clock. (Saat 9’da görüşürüz.)
Look at the blackboard. (Yazı tahtasına bak.)
Someone is at the door. (Kapıda biri var.)
They are at the cinema right now. (Onlar şu an sinemadalar.)
I met him at a party. (Onunla bir partide tanıştım.)
She is sitting at her desk. (Masasında oturuyor.)
The train stops at every station. (Tren her istasyonda durur.)
We arrived at the airport late. (Havaalanına geç vardık.)
He is waiting at the bus stop. (Otobüs durağında bekliyor.)
Call me at lunch time. (Beni öğle yemeği vaktinde ara.)
She is good at math. (O matematikte iyidir.)
I am working at the moment. (Şu anda çalışıyorum.)
Let’s meet at the corner. (Köşede buluşalım.)
İngilizce By Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“By”, yer bildirirken “yanında, kıyısında” anlamına gelir ve “near/next to” ile benzerdir. Ancak bunun dışında, ulaşım araçlarını belirtirken (by car), bir işin kimin tarafından yapıldığını anlatırken (by Shakespeare) veya son teslim tarihlerini verirken (by Monday) çok sık kullanılır.
We have a summer house by the lake. (Göl kenarında bir yazlığımız var.)
I go to work by train. (İşe trenle giderim.)
This book was written by Orwell. (Bu kitap Orwell tarafından yazıldı.)
Please finish the report by Friday. (Lütfen raporu Cuma gününe kadar bitir.)
She was standing by the window. (Pencerenin kenarında duruyordu.)
Can I pay by credit card? (Kredi kartıyla ödeyebilir miyim?)
They walked by the river. (Nehir kıyısında yürüdüler.)
He grabbed me by the arm. (Beni kolumdan tuttu.)
Send the package by mail. (Paketi postayla gönder.)
I will be back by 5 PM. (Akşam 5’e kadar dönmüş olurum.)
The hotel is by the highway. (Otel otoyolun kenarında.)
Sit by me. (Benim yanıma/kıyıma otur.)
She learned English by herself. (İngilizceyi kendi kendine öğrendi.)
The tree was hit by lightning. (Ağaca yıldırım çarptı.)
We passed by your school today. (Bugün okulunun yanından geçtik.)
İngilizce Along Ne Demek? Kullanımı ve Örnek Cümleleri
“Along”, bir hat, yol veya şerit “boyunca” hareket etmeyi veya konumlanmayı ifade eder. Nehir, sahil, koridor veya cadde gibi uzunlamasına giden yerlerde, o hat üzerinde ilerlemeyi veya durmayı anlatmak için kullanılır.We drove along the coast. (Sahil şeridi boyunca araba sürdük.)
There are trees along the street. (Cadde boyunca ağaçlar var.)
Walk along this corridor and turn right. (Bu koridor boyunca yürü ve sağa dön.)
They ran along the river bank. (Nehir kıyısı boyunca koştular.)
Flags were hanging along the wall. (Duvar boyunca bayraklar asılıydı.)
Come along with me. (Benimle gel / Eşlik et.)
He walked along the railway track. (Demiryolu hattı boyunca yürüdü.)
Boats are parked along the harbor. (Tekneler liman boyunca park edilmiş.)
Move along, please. (İlerleyin lütfen.)
We saw many shops along the avenue. (Bulvar boyunca birçok dükkan gördük.)
The dog followed us along the path. (Köpek patika boyunca bizi takip etti.)
Lines were painted along the road. (Yol boyunca çizgiler boyanmıştı.)
She sang along with the radio. (Radyo ile birlikte şarkıya eşlik etti.)
Go along this road for two miles. (Bu yol boyunca iki mil git.)
Flowers grew along the fence. (Çit boyunca çiçekler büyüdü.)
İngilizcede Yer Edatları Konu Anlatımı, Listesi, Kullanımı ve Örnek Cümleler Hakkında Sık Sorulan Sorular
Arabada “in” kullanılırken otobüste neden “on” kullanılır?Bunun basit bir kuralı vardır: Eğer bir aracın içinde ayakta yürüyebiliyorsanız (otobüs, tren, uçak, gemi) genellikle “on” kullanılır. Eğer içine girince hemen oturmanız gerekiyorsa (araba, taksi, helikopter) “in” kullanılır.
“Over” ve “Above” kelimeleri arasındaki fark nedir?
İkisi de “yukarıda/üzerinde” demektir ancak farkları şudur: “Over” genellikle bir hareket bildirir veya bir şeyin üzerini örtmeyi ifade eder (kuşun üzerinden uçması). “Above” ise sadece seviye olarak bir şeyden daha yüksekte olmayı anlatır (tablonun koltuğun yukarısında asılı olması).
“In” ve “Into” edatları aynı anlama mı gelir?
Hayır, küçük bir fark vardır. “In” halihazırda içinde olma durumunu (sabit) anlatır. “Into” ise dışarıdan içeriye doğru bir hareketi anlatır. Örnek: “She is in the room.” (O, odada. – Sabit)
Örnek: “She walked into the room.” (O, odaya girdi. – Hareketli)
Adres verirken hangi edatı kullanmalıyım?
Bu ne kadar detay verdiğinize bağlıdır: Tam adres (kapı numarası dahil) veriyorsanız “at” kullanılır (At 15 Main Street). Sadece cadde/sokak adı veriyorsanız “on” kullanılır (On Main Street). Sadece şehir veya ülke söylüyorsanız “in” kullanılır (In London).

