İngilizce Zıt Kelimeler, Türkçe Anlamları ve Örnek Cümleler

Özel öğretmeninle canlı ve
bire bir İngilizce dersleri
için hemen kayıt ol !

Hemen Bilgi Al

Özel öğretmeninle canlı ve
bire bir İngilizce dersleri
için hemen kayıt ol !

Hemen Bilgi Al

İngilizce Zıt Kelimeler, Türkçe Anlamları ve Örnek Cümleler

İngilizce öğrenim sürecinde kelime hazinesini güçlendirmenin en pratik yöntemlerinden biri, kelimeleri zıt anlamlarıyla (antonyms) birlikte hafızaya atmaktır. Peki, İngilizcede en sık kullanılan karşıt anlamlı sözcükler hangileridir? Bu kelimeler cümle içinde nasıl yer alır? Bu yazımızda, İngilizce zıt kavramları, Türkçe karşılıklarını ve konuyu pekiştirecek örnek cümleleri sizler için derledik. Zıt anlamlı kelimeleri bilmek, kendinizi çok daha net ve zengin bir dille ifade etmenize olanak tanır.

İngilizce Zıt Kelimeler

İngilizce “antonyms” terimi, anlamca birbirinin tam tersi olan sözcükleri tanımlar. Bir durumu, nesneyi veya eylemi tarif ederken zıtlıkları kullanmak, anlatımı güçlendirir ve detaylandırır. Bu kelimeler sayesinde sadece neyin “öyle olduğunu” değil, neyin “öyle olmadığını” da vurgulayabilirsiniz. Örneğin “Hot” (Sıcak) ve “Cold” (Soğuk) kelimeleri birbirinin en temel zıtlarıdır.

İngilizce Zıt Kelimeler Listesi

İngilizce zıt kelimeler listesine aşağıdaki tablodan ulaşabilirsiniz.

Word (Kelime)

Antonym (Zıt Kelime)

Alive (Canlı/Hayatta)

Dead (Ölü)

Always (Her zaman)

Never (Asla)

Angel (Melek)

Devil (Şeytan)

Answer (Cevap)

Question (Soru)

Arrival (Varış)

Departure (Kalkış)

Attack (Saldırmak)

Defend (Savunmak)

Awake (Uyanık)

Asleep (Uykuda)

Beautiful (Güzel)

Ugly (Çirkin)

Before (Önce)

After (Sonra)

Begin (Başlamak)

Finish (Bitirmek)

Best (En iyi)

Worst (En kötü)

Borrow (Ödünç almak)

Lend (Ödünç vermek)

Boy (Erkek çocuk)

Girl (Kız çocuk)

Brave (Cesur)

Afraid (Korkmuş)

Break (Kırmak)

Fix (Tamir etmek)

Broad (Geniş/Enli)

Narrow (Dar)

Busy (Meşgul)

Free (Müsait/Özgür)

Buy (Satın almak)

Sell (Satmak)

Calm (Sakin)

Excited (Heyecanlı)

Careful (Dikkatli)

Careless (Dikkatsiz)

Ceiling (Tavan)

Floor (Zemin)

Clever (Zeki)

Stupid (Aptal)

Come (Gelmek)

Go (Gitmek)

Complex (Karmaşık)

Simple (Basit)

Create (Yaratmak)

Destroy (Yok etmek)

Cry (Ağlamak)

Laugh (Gülmek)

Danger (Tehlike)

Safety (Güvenlik)

Daughter (Kız evlat)

Son (Erkek evlat)

Decrease (Azalmak)

Increase (Artmak)

Deep (Derin)

Shallow (Sığ)

Delicious (Lezzetli)

Awful (Berbat)

Divorce (Boşanmak)

Marry (Evlenmek)

East (Doğu)

West (Batı)

Entrance (Giriş)

Exit (Çıkış)

Even (Çift sayı)

Odd (Tek sayı)

Everything (Her şey)

Nothing (Hiçbir şey)

Fail (Başarısız olmak)

Succeed (Başarmak)

Famous (Ünlü)

Unknown (Bilinmeyen)

Float (Yüzmek/Batmamak)

Sink (Batmak)

Follow (Takip etmek)

Lead (Önderlik etmek)

Forbid (Yasaklamak)

Allow (İzin vermek)

Forget (Unutmak)

Remember (Hatırlamak)

Fresh (Taze)

Stale (Bayat)

Generous (Cömert)

Stingy (Cimri)

Gentle (Nazik/Hafif)

Rough (Kaba/Sert)

Give (Vermek)

Take (Almak)

Guilty (Suçlu)

Innocent (Masum)

Heaven (Cennet)

Hell (Cehennem)

Here (Burada)

There (Orada)

Huge (Kocaman)

Tiny (Minicik)

Hungry (Aç)

Full (Tok)

Husband (Koca)

Wife (Karı/Eş)

Ignore (Görmezden gelmek)

Notice (Fark etmek)

Import (İthalat)

Export (İhracat)

Inhale (Nefes almak)

Exhale (Nefes vermek)

Junior (Ast/Küçük)

Senior (Üst/Kıdemli)

Liquid (Sıvı)

Solid (Katı)

Lose (Kaybetmek)

Win (Kazanmak)

Loud (Gürültülü)

Silent (Sessiz)

Major (Başlıca/Büyük)

Minor (Önemsiz/Küçük)

Master (Efendi/Usta)

Servant (Hizmetçi)

Messy (Dağınık)

Tidy (Düzenli)

North (Kuzey)

South (Güney)

Peace (Barış)

War (Savaş)

Polite (Kibar)

Rude (Kaba)

Private (Özel)

Public (Halka açık)

Pull (Çekmek)

Push (İtmek)

Reward (Ödül)

Punishment (Ceza)

Sharp (Keskin)

Blunt (Kör/Kesmez)

Shout (Bağırmak)

Whisper (Fısıldamak)

Smooth (Pürüzsüz)

Rough (Pürüzlü)

Summer (Yaz)

Winter (Kış)

Teach (Öğretmek)

Learn (Öğrenmek)

Tight (Sıkı/Dar)

Loose (Gevşek/Bol)

Top (Tepe/Üst)

Bottom (Dip/Alt)

Up (Yukarı)

Down (Aşağı)

Victory (Zafer)

Defeat (Yenilgi)

Visible (Görünür)

Invisible (Görünmez)

İngilizce Zıt Kelimeler Örnek Cümle İçi Kullanımları

Zıt anlamlı kelimeleri öğrenmenin en iyi yolu, onları aynı bağlam içinde kıyaslamaktır. Aşağıda, farklı sıfat ve fiillerin karşıt anlamlarıyla nasıl bir araya geldiğini gösteren örneklerimizi inceleyebilirsiniz.

  • He feels asleep during the movie, but now he is wide awake. (Film sırasında uykudaydı ama şimdi tamamen uyanık.)

  • The first question was simple, but the last one was very complex. (İlk soru basitti ama sonuncusu çok karmaşıktı.)

  • Don’t be afraid, be brave! (Korkma, cesur ol!)

  • We started the race together, but we finished separately. (Yarışa birlikte başladık ama ayrı ayrı bitirdik.)

  • The glass is half full, not half empty. (Bardak yarı dolu, yarı boş değil.)

  • Winter days are short, but summer days are long. (Kış günleri kısadır ama yaz günleri uzundur.)

  • He is generous with his time, unlike his stingy brother. (Cimri kardeşinin aksine, o zamanı konusunda cömerttir.)

  • Is the answer true or false? (Cevap doğru mu yoksa yanlış mı?)

  • Love can build a bridge, but hate can destroy it. (Sevgi bir köprü inşa edebilir ama nefret onu yok edebilir.)

  • The ceiling is high, but the floor is cold. (Tavan yüksek ama zemin soğuk.)

  • Please push the door to open, don’t pull it. (Lütfen kapıyı açmak için itin, çekmeyin.)

  • The city is noisy during the day, but silent at night. (Şehir gündüzleri gürültülü ama geceleri sessizdir.)

  • She has straight hair, but her sister has curly hair. (Onun düz saçları var ama kız kardeşinin saçları kıvırcık.)

  • War brings destruction, but peace brings prosperity. (Savaş yıkım getirir ama barış refah getirir.)

  • The entrance is at the front, but the exit is at the back. (Giriş ön tarafta ama çıkış arka taraftadır.)

  • I always remember faces, but I often forget names. (Yüzleri hep hatırlarım ama isimleri sık sık unuturum.)

  • This knife is sharp, but that one is blunt. (Bu bıçak keskin ama diğeri körelmiş/kör.)

  • He is guilty of the crime, but she is innocent. (O suçtan dolayı suçlu ama kadın masum.)

  • The top of the mountain is cold, but the bottom is warm. (Dağın tepesi soğuktur ama dibi/aşağısı sıcaktır.)

  • Liquid turns into solid when it freezes. (Sıvı donduğunda katıya dönüşür.)

İngilizce Zıt Kelimeler, Türkçe Anlamları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İngilizce “Antonym” ne demektir? 

İngilizcede “Antonym”, anlam bakımından birbirinin tam tersi olan sözcükleri ifade eden “zıt anlamlı kelime” demektir.

İngilizce “Rich” kelimesinin zıt anlamlısı nedir? 

İngilizce “Rich” (Zengin) kelimesinin zıt anlamlısı “Poor” (Fakir) kelimesidir.

“Good” kelimesinin ingilizce zıt anlamı nedir? 

“Good” (İyi) kelimesinin zıt anlamlısı “Bad” (Kötü) kelimesidir.

Zıt anlamlı fiillere örnek verir misiniz? 

En sık kullanılan zıt fiillere örnek olarak; “Go” (Gitmek) – “Come” (Gelmek) ve “Start” (Başlamak) – “Finish” (Bitirmek) verilebilir.





Özel öğretmeninle canlı ve
bire bir İngilizce dersleri
için hemen kayıt ol !

Hemen Bilgi Al

Alanında uzman yüzlerce
İngilizce öğretmeni arasından
dilediğini seç ve canlı
derslerle İngilizce öğren!

Hemen Bilgi Al

Teacher Nicole

Ücretsiz Deneme Dersi İçin Formu Doldurun!

* Kayıt olarak, English Guru’nun  Kullanıcı Sözleşmesi ve Gizlilik Politikasını kabul etmiş sayılırsınız.